Trabzon

Trabzon (12)

Trabzon'da Ulaşım

       İlimizin trafik yoğunluğu; şehir merkezine olan yolculuk talepleri yetersiz ulaşım ağları, yeni imar yapılanmalarıyla oluşan ticari mekânlar, tek merkezli kent olgusu, her gün şehir trafiğine katılan araç sayılarındaki artış kent merkezinde ulaşım açısından bir takım olumsuzlukları beraberinde getirmiştir.
       Trabzon Belediyesi olarak şehrimizin Ulaşım Master Plan çalışmasını Belediye Meclisimiz, ilgili meslek odaları ve Üniversitemizin ilgili birimleriyle görüşerek A Grubu Şehir Plancısının danışmanlığında yapmış bulunmaktayız. Sahil geçiş yolu ve bağlantıları, yeni kavşak düzenlemeleri, alt ve üst geçit uygulamaları, ikinci tünel inşaatı çalışmalarının bitirilme süresine kadar;
       Yerel Yönetim yasasının değişikliğe uğrayan ilgili maddeleri gereğince Belediyelere devredilen yetki ve sorumluluklar çerçevesinde; Kent içi trafiğini; trafik emniyeti açısından rahatlatmak üzere; Belediyemiz, İl Emniyet Müdürlüğü, Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığı ile yapılan protokolle bu yeni uygulamalar; 20.03.2006 tarihinden itibaren geçerlidir.
       Trabzon şehir genelinde araç yoğunluğu dikkate alındığında trafik emniyeti açısından özellikle ticaret merkezlerinin, okulların yoğun olduğu cadde ve sokaklardaki iş yerlerine mal depolama ve yükleme yapan araçlarla ilgili daha önceden İl Trafik Komisyonunca belirlenen çalışma saatlerinin yeniden değerlendirilmesi, geçmişte olduğu gibi belli zaman aralılığında (07.00 - 19.00) saatleri arası şehir trafiğine girişleri yasaklanan araçların (Otobüs, Midibüs, Kamyon ve Tır) Atapark'a kadar bu sürede girişlerinin yasak olduğu ancak şehirdeki araç ve ticari yoğunluğun artması sebebiyle belirlenen araçların şehre girişleri yasaklanmıştır.

       Yeni Yapılan Trafik Düzenlemesi

       Meydan'na geliş istikametinde Sahil ve Tanjant yolunu kullanacak olan dolmuş hatları:

Sıra No Güzergah Adı Araç Sayısı
1 Erdoğdu Çatak 18 Araç
2 Erdodu Kuruçeşme 28 Araç
3 Erdoğdu Çamlık 23 Araç
4 Özen Yenimahalle 41 Araç
5 Yeşiltepe 34 Araç
6 Aydınlıkevler 41 Araç
7 Beşirli 47 Araç
8 Site Karşıyaka 33 Araç

       Bu durakların dolmuşları Atapark'a kadar normal meydan geliş güzergâhlarından gelip, Atapark'tan itibaren Tanjant veya Sahil yolunu kullanarak Cumhuriyet Caddesi, Maraş Caddesi veya Gazipaşa Caddesini kullanarak Meydan istikametinden Tanjant avukatlar baro binasının önünden dönüp depolanma yerleri olan Tanjant köprü altına geleceklerdir. Dönüşlerinde Meydan ve Maraş Caddesini kullanarak bekleme yapmaksızın yolcularını alıp devam edeceklerdir.

       Meydan'a gelişlerini mevcut güzergâhından kullanacak olan dolmuş hatları:

Sıra No Güzergah Adı Araç Sayısı
1 Fatih 71 Araç
2 Ayasofya 44 Araç
3 Kurankursu 51 Araç
4 Erdoğdu Kışla 15 Araç
5 Erdoğdu Camiyanı 18 Araç
6 Bahçecik 35 Araç

       Bu durakların dolmuşları durak yerlerinden kalkıp Atapark, Tabakhane ve Zağnos Köprüsünden Uzunsokağı takiben Meydan Tanjant köprü altındaki depolanma yerlerine geleceklerdir. Meydan ve Maraş Caddesinden beklemeksizin yolcusunu alıp devam edeceklerdir.

ÖZELLEŞTİRİLEN TOPLU TAŞIMA HATLARI

       8 Adet toplu taşıma hattı özelleştirilmiş olup, 20 adet Özel Halk Otobüsü çalışmaktadır.

Sıra No Güzergah Adı Araç Sayısı
1 Yomra 4 Araç
2 Sürmene 4 Araç
3 Rize 1 Araç
4 Çimenli 1 Araç
5 Çukurçayır 1 Araç
6 Kireçhane 1 Araç
7 Akçaabat 6 Araç
8 KTÜ - Akçakale 2 Araç

Trabzon Belediyesi Otobüs Saatleri

 

Akçaabat mersin darıca otobüs saatleri

 

Mekanlar

Trabzon’da üniversitenin çevresinde Kalkınma ve Konaklar mahallesi olmak üzere iki mahalle mevcut olduğundan bahsetmiştik. Okula yakın olan Kalkınma mahallesi’nde bir çok güzel mekan alternatifi bulunmakla beraber öğrencilerin en çok tercih ettiği yerdir. D kapısı çıkışında bulunan Konaklar mahallesi ise pek tercih edilmese de son zamanlarda canlanmaya başlamıştır. Tabii ki zevkler ve renkler tartışılmayacağı için tercihi size bırakıyoruz.
Bu arada okul ve okula yakın yerlerde takılabileceğiniz alkollü mekan bulunmamaktadır. Alkol kullananlar için birkaç alternatif dışında çözüm meydana gitmek olacaktır.


Kalkınmadaki bazı cafeler ;


Angélique Cafe & Restaurant
-Trabzon’un kalkınma mahallesinde üniversitelilerin ve yerel halkın tercih listelerinde her zaman favorileri oynayan bir mekan olarak tanımlanabilir. Mevcut hizmetleriyle valesi ve otopark sıkıntısı olmayan tek cafe diyebiliriz .
Seçkin müzikleri ve kafa yorularak yapılmış tasarımı ile kendinden fazlasıyla bahsettirmektedir. Serpme açık kahvaltısı harikadır. Genel anlamda yemekleri ve tatlıları harika olan kaliteli bir işletme diyebiliriz. Öğrencilik yıllarınızın favorileri arasında yer alacağından eminiz .
Fiyatları bir öğrenciye göre fahiş ve porsiyonları çok küçük diyebiliriz .Çok kalabalık olmasından mütevellit servislerde aksamalar olabiliyor bunları da mağdur görmek lazım tabi. Bazen de menülerde bulunan yiyecek ve içeceklerin kalmaması durumu yaşanabiliyor .

 


Cafe Nosta

Trabzon’da nargilesi ile ün yapmış mekanlardan biridir. Genelde kalabalık olmasından kaynaklı rezervasyon olayına bile girilebilmektedir. Trabzon’da garsonları güler yüzlü olan nadir mekanlardan biri denilebilir . Cafe içerisinde çalan müzik seçimleri müşteriyi gayet hoşnut kılmaktadır .
Özellikle tavuklu klüp sandviç harika diyebiliriz. Kafa dinleyip arkadaşlarınızla hoş sohbet edebileceğiniz güzel mekkanlardandır .
Serviste aksamalar yaşanabilmektedir. Burada da porsiyonlar küçük gelmektedir. Onun haricinde bir olumsuzluğu bulunmamaktadır .

 



Cafe Nişantaşı

Öğrencilerin en çok tercih ettiği ortamı sıcak sayılı mekanlardan olan Nişantaşı bir çok kişinin favorisidir. Cafede bulunan dut ağacının gölgesinde takılmak ayrı bir zevk verir.
Yemekleriyle gerçekten Trabzon’un en iyisi olmayı hak ediyor . Özellikle tavuk-et sote , kaşarlı tavuk ve tavuk pirzolada çok iyiler . Müzikleri de yemekleri kadar harikadır . Eminim ki kız arkadaşınızla gidebileceğiniz favori yeriniz olacaktır. Porsiyonları diğer mekanlara göre oldukça fazla ve fiyatları oldukça uygundur. Çalışanlarınında güler yüzlü olduğu söylenebilir .

 



Tufan Pastanesi 
Trabzon’un bir çok semtinde şubesi olan, Kalkınma mahallesindeki şubesinde yıllardır kalitesinden ödün vermeyen tek mekandır . Lezzetli yemeklerini , şefin spesiyalini, açık büfe kahvaltısını ve tatlılarını oldukça seveceğinizden eminiz . Çalışanları oldukça güler yüzlü ve samimidir. Genel anlamda gidilmesi gereken favori yerlerden ;)
Eskiden fiyatlarının çok uygun olması öğrencilerin vazgeçilmez mekanı haline gelmesine yol açmıştır . Ancak üst üste gelen zamlar ile menü fiyatları dudak uçuklatır hale gelmesine neden olmuştur.

 



Kahve Değirmeni 
Son zamanların tercih edilen güzel mekanlardan olduğunu; waffle, sıcak çikolata ve tabii ki kahvelerinin çok güzel olduğunu söyleyebiliriz. Eğer kahve kültürünüz varsa gerçekten keyif alabileceğiniz bir yer. Özellikle sunumu muhteşem diyebiliriz ;)
Mekan yoğunluğundan kaynaklı servislerinde sıkıntılar yaşanabilir.

 



Cafe Mizah 
Nargile içebileceğiniz sayılı mekanlardandır . Kahvesi ve makarnalarını tavsiye edebiliriz. Yeni açılmasına rağmen kaliteli bir yer olduğundan hoşunuza gidecektir.

 


Kalkınmadaki Restorantar

Daha çok öğrencilerin yerleştiği yer olduğu için direk restorant tarzı hizmet veren yerler bulunmamaktadır . Ancak pideciler, dönerciler ve fast food tarzı yerler mevcuttur .


Okul içerisindeki mekanlar


 

Cafe 5 

Okul içerisinde vazgeçilmez cafelerdendir. Çalışanları oldukça güler yüzlüdür. Açık büfe salata çeşitlerinin, poğaça ve börek çeşitlerinin oldukça güzel olduğunu söyleyebiliriz. Öğrencilerle de görüştüğüm kadarıyla sınav dönemleri 7-24 açıkmış .

 



Koru Cafe 

Yine kampüs içerisinde bulabileceğiniz sıcak bir mekandır . Yemeklerinin ve tatlıların kaliteli olduğu söylenmekte. Fiyat ve porsiyonları oldukça uygun. Üniversite içindeyken acıkınca kesinlikle uğramanız gereken bir yer ;)

 


Olimpiyat cafe 
Gördüğüm kadarıyla sınıf ayrımının olduğu, akademisyenlerin mekanın sağına ve konforlu yere oturduğu, öğrencilerin ise mekanın soluna oturduğu bir yer ancak fiyatları uygun. Servisi sıfır olmasına rağmen yöresel olan hamsiköy sütlacını seveceğinizden eminiz . Sırf o hamsiköy sütlacı için bile gidilebilir.

 


Konaklar’daki mekanlar


 

Gardenya Cafe 

Tam anlamıyla bir öğrenci mekanı. Öğrendiğim kadarıyla geçen sene çok güzel bir mekan olmasına rağmen bu sene sanırım el değiştirmiş, bundan kaynaklı da aksaklıklar yaşanabiliyormuş . Ancak yemeklerini tavsiye edilebilir, genel anlamda güzel bir mekan ..

 



Papyon cafe 
Yeni açılan bir mekan olduğunu öğrendim. Yemeklerini tavsiye edebiliriz ancak müzikleri hakkında aynı şey söylenemez.

Sonuç olarak Konaklar mahallesinde restoran tarzı yerler bulunmamaktadır. Yine kalkınma mahallesindeki gibi fast food ve yöresel yemek yapan küçük çaplı işletmeler bulunmaktadır .

 


MEYDAN

Sabahın erken saatlerinde canlanır o denize kadar uzanan sokaklarında gülersiniz, eğlenirsiniz yerlisiyle birlikte uzun uzun Trabzonspor sohbetlerine dalarsınız kimi zaman . Öyle ki yolda giderken orta yaşlarda bir amca sizi çevirip ‘Fenerbahçe bizim şampiyonluğumuzu çaldı.’ diye dert yanabilir. Bazen de size şehrinizi hatırlatır o kalabalık duygulanırsınız .Ta ki akşamın onuna kadar sürer kalabalığı o canlılığı ama üzülmeyin, akşam da tadı bir farklıdır Trabzon meydanın. İti kopuğu dilencisi hırsızının olmadığı güzel bir akşam geçirebileceğiniz Anadolu’nun o eşsiz şehrinin meydanı.

 


-Uzun sokak; Bir İstanbul sokağını anımsatan ve gezmesi keyif veren bir sokaktan bahsediyoruz. Burada kendinizi hem huzurlu hem de güvende hissedeceğinizden eminiz.


-Maraş caddesi ; Özellikle otel devlet kurumları ve bankaların bulunduğu bir caddedir , aralarda tabii ki çarşılar da bulunmaktadır.

-Boztepe ; Trabzon’da canınız sıkıldığında kesinlikle gitmeniz gereken yer diyebilirim. Manzarası ve keyfi tartışılamaz bir güzelliktedir. Bir balkonunu kaptıktan sonra kitabınızı çıkarıp manzara eşliğinde semaver keyfi yapabileceğiniz eşsiz bir yer. Bir arkadaş gurubuyla geldiğinizde muhabbetin akıp gittiğini, zamanın ne çabuk geçtiğini anlayamayacağınız kesin.

 

En güzeli ise günbatımında güneşin batışını seyretmek olacaktır.

 


Meydandaki bazı Cafeler;


 

Meydanında Mc Donalds ve Burger King haricinde büyük bir gıda firması yok ancak yöresel bir çok restoran da mevcuttur .


Masal cafe 

Sakin, kafa dinlemelik, huzur bulabileceğiniz bir mekan . Tostlarını tavsiye edebiliriz, gayet lezzetli. Menüsü de çok harika.

 



Edwars Cafe 
Forum AVM içerisinde de bir şubesi olan bir marka, kahveleri çok iyi diyebilirim . Kısacası kahvede kalitenin adresi.

,



Pati Cafe

Gitmenizi önerebiliriz . Yemekleri de ayrı bir lezzete sahip. Sırf manzarası için bile gidilebilecek nacizade bir mekan diyebiliriz .

 



Messt Cafe 

Samimi ve sakin bir cafe. Geceleri canlı müzik keyfi mevcut . Waffle harika diyebiliriz. Kısacası kız arkadaşınızla takılabileceğiniz, arkadaşlarınızla tavla atmanın keyfini yaşayabileceğiniz bir mekan.

 



Mitra Cafe 

Servisin ve ikramın bol olduğu favori mekanlardandır. Çalışanları güler yüzlü. Müziklerinin güzel olduğundan da bahsedebiliriz ;)

 



Mimarlar Odası Bahçe Cafe & Restaurant 

Yaz aylarının cenneti konumunda olan bahçesiyle ün yapmış. Hız ve lezzet bakımından kalitesinden söz ettiren, arka fonda çalan müzikleriyle insanı mest eden bir işletme, kesinlikle tavsiye ederiz .

 



Meydandaki Restoranlar


 

Cemil Usta Akçaabat Köfte ve Balık Çeşitleri 
Cemil Usta’nın İstanbul’da ve Trabzon’da bir çok yerde şubesi mevcuttur ancak asıl merkezi olan Akçaabat’ta bol ikramlı ve deniz kenarı güzel bir mekanı mevcuttur, orayı tercih etmenizi tavsiye edebiliriz ;) . Trabzon’da okuyan birisinin muhakkak gitmesi gereken bir yer diyebiliriz.
Cemil Usta deyince akla baklavası da gelmektedir.

 



Nihat Usta Akçaabat Köfte ve Balık Çeşitleri ;
Nihat Usta’nın da Ankara ve İstanbul başta olmak üzere Trabzon’da bir çok şubesi mevcuttur. Tabii ki Akçaabat şubesi en iyisi, kesinlikle Nihat Usta’yı da tavsiye ederiz.

 



Kebapçı Ahmet Usta 
Meydanda ve bazı yerlerde yine şubesi mevcuttur. Yöresel yemekleri çok iyi yapıyorlar ancak ikram konusunda biraz sıkıntılı, onun haricinde gidebileceğiniz bir mekan .

 



Uzun Sokak Beton Helvacısı 
Çok sıcak bir mekan diyebilirim, içeri girdiğinizde sizi güler yüzle karşılıyorlar. Yazları dondurması çok güzel, helvalarından bahsetmiyoruz bile. Kış mevsimlerinde ise boza ve saleplerini öneririz ;)

 


 

alıntı: unihayat.net

Spor


SPOR

Olimpiyat şehri Trabzon 83.708 lisanslı sporcusu ile Ülke sporuna katkı vermeye devam ediyor.

İlimiz merkezinde 22.500 kapasiteli Hüseyin Avni AKER Stadyumu ile Akçaabat ilçesinde Fatih Stadyumu ile 10 adet Stat mevcuttur. İl genelinde, 9 adat çim yüzeyli, 18 adet sentetik yüzeyli ve 14 adet semt olmak üzere toplam 41 adet futbol sahası, 18 adet spor salonu, 45 adet antreman spor salonu olmak üzere toplam 63 adet spor salonu, 2 adet kapalı yüzme havuzu, 1 adet Atış Poligonu (Havali-Yivli), 1 adet Tenis Kompleksi (19 adet kortlu), 1 adet kamp eğitim merkezi, 1 adet atletizm stadı, 7 adet gençlik merkezi, 1’er adet bilardo, jimnastik ve eskrim salonu ile 212 adet spor kulübü bulunmaktadır. 

Sporun futbol branşında 6.094’i faal 27.255, diğer branşlarında ise 1.757’sı faal olmak üzere 28.251 sporcu, 1.296 hakem ve 78 antrenör bulunmaktadır. 

Trabzon'da spor denince şüphesiz ilk akla gelen futboldur. İlimizin tanıtımında çok önemli yer tutan futbol takımımız Trabzonspor gerek ülkemizde ve gerekse Avrupa'da elde ettiği başarılarla ilimizin ve ülkemizin tanıtımında önemli rol oynamaktadır. Trabzonspor bugüne kadar 6 kez 1. Lig Şampiyonluğu, 8 kez Türkiye Kupası, 7 kez Cumhurbaşkanlığı Kupası,1 kez Süper Kupa ve 5 kez de Başbakanlık Kupasını müzesine götürmüştür.

Trabzon’da ayrıca avcılık, atıcılık, atletizm, basketbol, boks, güreş, judo, voleybol, hentbol, futbol ve su sporları dallarında spor faaliyetleri yapılmaktadır. Her dalda ülke çapında dereceler alan Trabzonlu sporcular futbolda da birçok başarılar kazanmışlar ve isimlerini yurt dışına taşımışlardır.

KÜLTÜRÜN TARİHİ GELİŞİMİ 
Bilinen tarihi geçmişi en az 4000 yıl öncesine dayanan Trabzon, konumu itibarıyla tarihin bütün evrelerinde tüm dünyanın ilgisini çekmiş ender kentlerden biridir. Coğrafi önemi, tam bir geçiş noktasında bulunması, değişik medeniyetlere ev sahipliği yapması Trabzon'u önemli kılan etkenlerin başında gelmektedir. Böylesine köklü geçmişe sahip bir kentin kültürel hayatı da renkli olmak zorundadır. Bir kere Trabzon bildiğimiz "kent kültürü"nü yüzyıllardan bu yana bünyesinde yaşatmaktadır. Ticari ve idari merkez olarak Trabzon'da yüzyılların ötesinden bu yana kurulu bulunan eğitim-kültür-ticaret merkezlerinin varlığı ketin etrafıyla birlikte canlı ve süregelen bir kültürel birikime sahip olduğunun göstergesidir.
Büyük Türk Padişahı Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u 1461'de fethinden sonra daha da gelişen Trabzon'da kültür kurumlarının varlıklarına bir çok tarihi belgede rastlamamız mümkündür. Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal ATATÜRK'ün "Halkı zeki, üretken, girişimci ve çalışkan" olarak nitelendirdiği Trabzon'da çok gayretli çalışmalar yapılmış, eğitim ve kültür hareketlerine büyük önem verilmiştir.
Dünyaca ünlü gezginlerin ziyaret ettiği Trabzon, yüzyıllar boyunca, bütün dünyanın ilgisini çekmiştir. Ksenophon'dan, Evliya Çelebi'ye, Fallmerayer'den, Frunze'ye kadar yüzlerce seyyahın ziyaret edip düşüncelerini tarihe birer belge olarak aktardıkları "seyahatnamelerde"ki ana buluşma noktası "gizemli doğası, coğrafi konumu, Orta Asya, Kafkasya, Uzakdoğu, Ortadoğu'nun İstanbul ve Avrupa ile ilişkisinde önemli bir ticaret ve kültür merkezi" oluşundan kaynaklanan kentin vazgeçilmezliğidir. 

TARİHİ ZENGİNLİKLERİMİZ 

İlimizde Kültür Bakanlığı tarafından tescillenmiş ve koruma altına alınmış 550 tarihi tescilli kültür varlığı bulunmaktadır. Bunun yanısıra "tabiat varlığı" olarak belirlenmiş ve koruma altına alınmış bölgelerimiz de bulunmaktadır.
İl merkezi ve ilçelerde sayısız tarihi esere rastlamak mümkündür. Bunların başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz :

"Trabzon Kalesi, Kalepark, Yenicuma Camii, Cephanelik, Su Kemerleri, Akçakale, Ayasofya, Küçük Ayvasıl, Ortahisar Camii, Molla Nakip Camii, Kudrettin Camii, Hüsnü Göktuğ Camii, Kızlar Manastırı, Kaymaklı Manastırı, Kuştul Manastırı, Sumela Manastırı, Santa Maria Kilisesi, Gülbaharhatun Camii, İskenderpaşa Camii, Tophane Hamamı, Sekiz Direkli Hamam, Meydan Hamamı, Çeşmeler, Köprüler, Atatürk Köşkü, Memişağa Konağı, Erdoğdu Bey Camii, Musa Paşa Camii, Saraçzade Medresesi, Ortahisar Muvakkithanesi, Emir Mehmet Türbesi, Hamzapaşa Türbesi, Bedesten" Karadeniz kıyısında kurulmuş en eski kentlerden biri olan Trabzon'da yukarıda kısaca isimlerini sunduğumuz eserlerin dışında her bir köyde ve mahallede sevimli çeşmeler, evler, köprüler bize tarihin geçmiş sevimli yüzünü yansıtmaktadır. Akçaabat Orta Mahalle, Sürmene evleri, Ortahisar mahallesindeki eski Türk evleri, konaklar bugün bile işlevlerini yürüten diğer irili ufaklı tarihi eserlerin hepsi ilimizin birer kültür ve tabiat varlığıdır.


TRABZON KÜLTÜR KURUMLARI 
Tüm yerleşim birimlerine kadar inmiş okullarımızın yanısıra Trabzon'un kültür hayatına renk veren, yeşermesini sağlayan kütüphane ve kültür merkezleri açısından da oldukça zengin Trabzon'da, İlköğretim çağından - yüksek eğitime kadar aranılan bütün eğitim kurumları bulunmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu'nun 17 vilayetinden biri olan Trabzon fetihten sonra yoğun bir kültürel gelişmeye sahne olmuştur. Bu gelişme içinde kütüphanelerin rolü büyüktür. Tarih seyri içinde kütüphanelerimizden söz etmek istiyoruz : 

& Saraçzade Kütüphanesi : Saraçzade Mustafa Efendi tarafından 1762 tarihinde kurulmuştur. Ortahisar Camii'nin karşısında bulunan mescidin üst katında bulunmaktadır. 

& Fetvahane Kütüphanesi : Trabzon Valisi Hazinaderzade Osmanpaşa tarafından 1845 tarihinde hizmete açılmıştır. Ortahisar Camii'ne batı yönünde bitişik yer alan bu kütüphanede önemli eserler bulunmaktaydı. Trabzon'un işgali sırasında Rus asar-ı atika müzesi müdürü prof. İnavovitch Ouspenski tarafından 497 kitap seçilerek Rusya'ya nakledilmiştir. 

& Ortahisar Kütüphanesi : Ortahisar Camii doğu tarafında yer alan bir odasında 1842 yılında valiliğinin son yılında Trabzon Valisi Hazinedarzade Osman Paşa tarafından açılmıştır. 

& Hatuniye Kütüphanesi : 1844 yılında Gülbahar Hatun Camii külliyesi içinde Trabzon Valisi Hazinedarzade Osman Paşa tarafından açılması tasarlanmasına rağmen, onun ölümü üzerine kardeşi Abdullah Paşa tarafından açılmıştır. 

& Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Kütüphanesi : Milli Mücadele yıllarında Trabzon'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kütüphanesi olarak hizmet vermiştir. Trabzon halkını milli mücadele fikri etrafında birleştirmek için kurulan bu kütüphaneye çeşitli yollardan kitaplar hediye edilerek zenginleştirilmiştir. 

& Trabzon Muallimler Cemiyeti Kütüphanesi : Mustafa Reşit Tarakçıoğlu tarafından Trabzon'da kurulan Muallimler Cemiyeti olarak faaliyet gösteren kuruluşun kütüphanesi idi. "Gelecek kuşakların modern irfan ve milli düşüncelerle cihazlanmaları, milli duygularla hürmetli vatanperver, çalışkan eleman olarak yetiştirilmelerini temin için kurulan Muallimler Cemiyeti"nin kitaplarının daha sonra kurulan Trabzon Halkevi Kütüphanesi'ne devredilmiştir. 

& Trabzon Türkocağı Kütüphanesi : Gençlerin kahve köşelerinden kurtulmasını temin etmek maksadıyla Trabzon'da Türkocağı tarafından ilk kez 1925 yılında Çocuk Kütüphanesi kurulmuştur. Milli şuurun güçlenmesini amaçlayan Türkocağı'nın kütüphanecilik faaliyetleri de bu amaç doğrultusunda sürmüştür.

& Trabzon Halkevi Kütüphanesi : Trabzon Halkevi 24 Haziran 1932 yılında kurup, kütüphanesini hizmete açtı. Kütüphane 1943 yılında 3000 ciltlik kitaba ulaştı. Çıkardığı "İNAN" isimli dergi ile kentin kültürel hayatına katkıda bulundu. 47.000'e ulaşan kitap sayısı ile okuyucu hizmetlerini geniş halk kitlelerine yaydı. 

& Trabzon İl Halk Kütüphanesi : Trabzon İl Halk Kütüphanesi 1 Ekim 1927 yılında hizmete açıldı. Açıldığı sırada adı Milli Kütüphane idi. Daha sonra Trabzon Genel Kütüphanesi olarak adı değişti. 1960 yılından itibaren de İl Halk Kütüphanesi olarak tüm Türkiye'de birliktelik sağlanmış şekilde bugünkü ismini almıştır. 19 Mayıs 1966 tarihinde Kütüphaneler Genel Müdürlüğü tarafından 400.000 liraya yaptırılarak bugünkü Atapark'daki yerine taşınmıştır. Daha önceleri bugün Gazeteciler Cemiyeti olarak hizmet veren meydandaki tarihi binada faaliyetini sürdürmekteydi.
İl Halk Kütüphanesi bugün 50.000'i aşkın kitabı, yıllık 100.000'i aşan okuyucusu ile bilgisayarlı sisteme geçmiş vaziyette hizmet vermektedir. Ayrıca nadide el yazmaları ve "şeriye sicilleri" ile de araştırmacılara ve tarihe ışık tutacak kaynak eserlere sahip önemli bir kültür merkezidir. 

Bugün Trabzon'da kütüphanecilik hizmetleri kırsal alana kadar yayılmış ilçelerimizin yanısıra beldelerimizde de halk kütüphaneleri hizmet vermektedir.
Ayrıca Trabzon Belediyesi'nin Semt Kütüphaneleri ile İsmail Hakkı Berkmen Tarih Kütüphanesi kent merkezinde önemli hizmet vermektedir.
Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin bünyesinde hizmet veren kütüphanesi daha çok akademik personel, öğrenci ve araştırmacılara hizmet vermektedir. 

Trabzon HORONLARI

Horon bir tutkudur Trabzon'da Kemençenin kıvrak sesi bir yerden yankılanmaya görsün, ya da davulun zurnanın nağmeleri işitilmeye... Başlar önce ayaklar oynamaya. Sonra eller havaya kalkar... Sonra bir sihirli alemin içinde genişler de genişler horonun halkası...
Horon gibi canlı, hızlı bir halk oyunu yoktur. Vücudun tümünün iştirak ettiği yegane oyundur denilebilir horona. Genelde erkek ve kadın diye horonları ayırmamakla birlikte erkek horonlarının daha sert, kadın horonu ise daha yumuşak figürlerle oynanmaktadır. 

Horon dizisi iki kişiden oluşsa bile içlerinden biri mutlaka horonbaşıdır. Horonu ya çalgıcı ya da içlerinden usta olan bir horoncu yönetir. Horoncuların coşkularını canlı tutmak, horon kurmak, aşağı almak, değişik horon düzenine geçmek için horoncubaşı farklı komutlar verir. Horoncular "yürüyürü, dik oyna, kim ula, dikkat dikkat, ha uşak ha, alaşağı, ula ula, aloğlu, kim kim kim, şaşma, horonu bozma, taktum,..." gibi horoncubaşı tarafından verilen komutların ne anlama geldiğini bilirler ve horon düzenini buna göre sürdürürler. 

=Düz Horon : Genellikle kadınlar tarafından davul zurna, kemençe eşliğinde oynanır. 

=Akçaabat Sallaması : Genellikle davul, zurna eşliğinde Akçaabat yöresinde oynanır, erkek oyunudur. Sıksara'ya geçiş öncesi bir oyundur. Ağır bir yapıya sahiptir, giderek hızlanır. 

=Sıksara : Trabzon halkının karakteristik yapısını simgeleyen en önemli horon türlerimizdendir. Atak, canlı vücudun bütün bölümlerinin harekete geçtiği kıvrak ve sanat gücü yüksek bir oyundur. Kemençe ile ve davul, zurna ile de oynanabilir. 

=Kız Horonu : Düz horondur. Hareketleri basittir. Türkü eşliğinde de oynanır. Atma türküleri meşhurdur. Oyun esnasında söylenen türküler bu oyunu ilginç kılar. Kemençe ile oynanır. 

=Sürmene Sallaması : Özgün ve hareketli bir oyundur. Kemençe ile oynanır. Davul ve zurna ile de oynanır. Özellikle Sürmene'de oynanan bu oyunun özel figürleri zevkle izlenir. 

=Bıçak Oyunu : İki kişi tarafından bıçakla oynanır. Müzik ve ritm sıksaraya çok benzer. Karşılıklı bir savaşı, mücadeleyi andıran figürleri vardır. Oyuncuların ellerindeki bıçakları çok iyi kullanmaları gerekir, yoksa oyunun heyecanı içinde birbirlerini yaralayabilirler. 

=Vaybeni : Genellikle Çaykara ve çevresindeki köylerde oynanır. Türküye dayalı oyundur. Atışmalı türkülerin söylendiği horonda bir tarafın söyleyecek sözü kalmayana dek devam eder. 

TRABZON TÜRKÜLERİ

Kısa ve nettir türkülerimiz. Öyle lafı geveleme, eğirme, büğürme yoktur türkülerimizde. Ne denecekse söylenir. Hüküm verilir, mesaj iletilir. Kısadır, acıdır özlemler, sevinçler, sevgiler, yergiler hep bir türkülerde dile gelir. Coşku dolu yürekler kemençenin eşliğinde söyler türküsünü. Söyler türküsünü de, yol olur bu türkü dağ aşar, deniz aşar, gurbet aşar sevgilinin gözünde kimi zaman bir damla yaş, kimi zaman da gülen yüzde bir çiçek olur açar...
Yöre türkülerinde sadece sevda yoktur. Savaş, sel, çığ, vurgun, toprak kayması, gibi durumlarda yakılan ağıtlar birer türkü olmaktan çok destanımsı özellikler taşımaktadır.
Halk edebiyatımızın en yaygın ürünlerinden olan mani biçimindeki türkülerimiz kendiliğinden doğaçlama olarak dökülür, kemençenin tellerinde ezgi olur.


GENEL DURUM

Türkiye’de ilk nüfus sayımının yapıldığı 1927 yılında 293.055 olan Trabzon İli Nüfusu 2014 yılı Adrese Dayalı nüfus sayımına kadar geçen 87 yıllık süre içerisinde yaklaşık 2,62 kat artarak 766.782′e ulaşmıştır.

2014 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre ilin nüfusu 766.782’dir.  Bu nüfusun 378.509’u (%49,40) erkek, 388.273’ü (%50,60) kadındır. 

2014 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre Trabzon 81 İl içinde toplam nüfus itibariyle 28.’inci sırada yer almakta ve Türkiye Nüfusunun %1’ini teşkil etmektedir.

NÜFUSUN EĞİTİM DURUMU

Trabzon’da Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2013 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, genel okur yazarlık oranı % 94,9'dur. 

Trabzon'un Coğrafyası Trabzon'un Coğrafi Yapısı

GENEL DURUM

4.664 km2 yüzölçüme sahip Trabzon ili, Doğu Karadeniz Dağlarının oluşturduğu yayın ortasındaki Kalkanlı dağlık kütlesinin kuzeye bakan yamaçlarında 38° 30′ – 40° 30′ doğu meridyenleri ile 40° 30′ – 41° 30′ kuzey paralelleri arasında yer almaktadır.

Kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Gümüşhane ve Bayburt, doğusunda Rize, batısında Giresun ili bulunmaktadır.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

Sahanın dikey boyutta değişken olan ılıman ve her mevsim yağışlı iklim şartları, farklı türlerden oluşan bitki örtüsü, farklı türlerden oluşan bitki örtüsü kuşaklarını meydana getirmiştir. Buna göre; 0-300 m. yükseltilerinden Akdeniz bitki türlerinin sokulduğu psöudomaki (Trabzon hurması, akçaağaç, şimşir, karayemiş, defne, prekanta, muşmula, katran ardıcı, kocayemiş … gibi) elemanları dağılış gösterirken, kıyıya yakın kesimlerden itibaren geniş yapraklı etek ormanları yer almakta (kızılağaç, kestane, meşe türleri, dışbudak, ıhlamur, adi fındık, beyaz söğüt, kavak, doğu çınarı … gibi), bu katın üzerinde geniş yapraklıların hakimiyetindeki geniş-iğne yapraklı karışık ormanlar (Avrupa kestanesi, adi kızılağaç, adi gürgen, adi fındık, doğu gürgeni, meşe, akçaağaç, üvez, çitlenbik, defne, mor çiçekli ormangülü, kayın, ladin ve köknar) ve daha yukarıda da iğne yapraklıların hakimiyetindeki ormanlar (sarıçam, ladin, mor çiçekli ormangülü ve bazı çalı türleri) dağılış göstermektedir.

Aşağı kuşağın kıyı kesimlerinde orman örtüsünün tamamına yakınında, daha üst yükselti seviyelerde ise yer yer yerleşim ve tarım alanı açmalarıyla oluşan kesintilere rağmen, 500-1850 m. yükseltileri arasında hala zengin ve sık bir orman örtüsü varlığını sürdürmektedir. Daha yukarı seviyeler ise fizyolojik bakımdan ağaç yetişmesine müsait olmayan Alpin çayır alanlarıdır. Kış mevsiminde sert iklim şartları nedeniyle hiçbir ekonomik faaliyetin yapılamadığı, daimi yerleşim merkezlerine pek uzak olmayan bu geniş saha, yöre insanlarına hayvancılık bakımından son derece elverişli bir potansiyel sunar. Bu kattaki hayvacılığın diğer alanlardakinden ayrılmasının en önemli nedeni, otların yaz mevsimi boyunca yeşil kalabilmesidir. Çünkü denizden gelen su buharı sayesinde otlar canlılığını yitirmemekte ve hatta korunmaya alındığında çayır haline gelebilmektedir. Böylece yöre hayvancılığı içerisinde büyükbaş hayvan (sığır) besleyiciliği önem kazanmış ve daimi yerleşim alanlarının yetersiz ekip-biçme fonksiyonunu destekleyerek, çoğunda alternatif geçim kaynağı haline gelmiştir.

JEOMORFOLOJİK ÖZELLİKLER

Trabzon ilinin başlıça yeryüzü şekilleri; güneyde su bölümü çizgisi boyunca Doğu-Batı doğrultusunda uzanan dağlık alanlar, bunların ana akarsuyun kolları arasına, Kuzeye doğru sokulan ve gittikçe alçalan tepelik sahalar ile sahadaki mevcut şekillenlenmeyi sağlayan önemli dış etmen olan Solaklı, Yomra, Değirmendere, Sera, Kalenima, Foldere gibi akarsuların oluşturduğu vadiler ve deltalardır.

Jeolojik oluşumu; stratigrafi bakımından alttan üste doğru üst kretase yaşlı, tortul ara katkılı volkanik seriler, konglomera, kumaşı, marn, kil ve kireç taşlı denizsel üst miosen ve serileri; çakıllı, kumlu, siltli ve killi, kuaterner yaşlı taraça dolguları ile çakıllı kumlu, siltli, killi, killi akarsu ve kıyı alüvyonları şeklindedir.

VADİLER, YAMAÇLAR, AKARSU VE GÖLLER

Akarsuların oluşturduğu vadiler özellikle ikinci dereceden kolların ve onlara karışan yan derelerin bulundukları kısımlarda oldukça dardırlar. Bu özellik sahanın büyük kısmında hakimdir. Yörenin nemli iklim karakteri, havzaların hızlı akışlı olması ve fazla yük taşımaları, derine aşındırmada başlıça rolü oynamıştır. Aşınmaya karşı dayanıksız olan tüf, aglomera ve kalkerli yapılarda, derine aşındırma hızlanarak bir taraftan konsekant kollar gelişirken dik “V” şekilli vadiler oluşmuş, diğer taraftan da bu vadilerin yamaçlarında meydana gelen tali kollar arttırdıkları aşındırma faaliyetleri ile yamaçları iyice parçalamışlardır. Böylece sahada bugün görülen dantritik drenaj ağının oturduğu muntazam denize doğru alçalan vadi sistemi meydana gelmiştir. Dar bir alana sahip olsa bile erozyonla taşınan molozların vadi tabanına yakın alçak yamaçlarda birikmesiyle, düşük eğimli kısmi düzlükler oluşmuştur. Aynı zamanda bu tür alanlar taşıma elverişlidir.

Trabzon ilindeki en gelişmiş vadiler, batıda güney-kuzey yönünde uzanan Foldere Vadisi, Değirmendere akarsuyunun kurulu olduğu güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda Karadere Vadisi ve doğudaki güney-kuzey uzanış gösteren Solaklı Deresi vadisidir.

Güneyde 1.900 m. yükseltisindeki Horos ve Kalkanlı dağlarının su bölümü çizgisine yakın, kuzeye bakan yamaçlarından başlayan Değirmendere Vadisi giderek derinleşerek Maçka’ya kadar uzanır. Burada vadi tabanı yaklaşık 270 m.’ye kurulmuş ve 30 km. mesafede 1.630 m.’lik yükselti farkını kat eden yüksek eğimi ortaya çıkmıştır. Maçka’da aniden daralan vadi, buradan kuzeye doğru hem yana hem de derine doğru genişler, Esiroğlu yakınlarında ortadan kalkarak aşağı çığıra geçer.

Trabzon ilinin batısındaki Foldere ve Değirmendere’nin doğusunda kalan Karadere ve Solaklı dereleri kaynaklarını Horos, Soğanlı ve Haldizen Dağları’ndan almaktadır. Foldere, Değirmendere, Karadere ve Solaklı Deresi’nin yukarı havzaları güneyde birbirleriyle kavuşurken, daha küçük havzalar halindeki Kalenima Deresi, Yanbolu Deresi, Küçükdere ve Manahos Deresi, kısa boyları ve hızlı akışlarıyla oldukça dar vadiler meydaa getirirler. Yamaçların farklı kayaçlardan meydana gelmesi de engebeyi kuvvetlendiren diğer bir faktördür. Tortul ve volkanik sediman karakteri taşıyan yüzeyler kolay aşınırken, volkanik kayaçlar yamaç boyunca yer yer ortaya çıkarak normal yamaç seviyesinden yüksek satıhları oluşturmuşlardır.

İlimizdeki göller, Uzungöl heyelan seti gölü, Balıklı Göl, Aygır Gölü, Kara Göl ve Haldizen Dağları’ndaki büyüklü, küçüklü diğer buzul gölleri ile Sera heyelan seti gölüdür.

DELTALAR

Karadeniz’e dökülen akarsular, Pleistosen esnasında deniz seviyesinin alçalıp yükselmesi dolayısıyla, kıyılardaki aşındırma ve biriktirme faaliyetleri üzerinde de önemli etkilerde bulunmuşlardır. Yataklarını 90 m. kadar yarmışlar, son post-glasyal dönemde deniz seviyesinin yükselmesine bağlı olarak aktıkları vadiler boğulmuş, deniz, vadi ağızlarında karaya doğru girinti yapmıştır. Daha sonra akarsuların getirdiği alüvyonlar, dolu bir vadi şeklinin gelişmesine neden olmuştur. Bunlardan en önemlisi olan Değirmendere Deltası’nın günümüzdeki kıyı uzunluğu yaklaşık 4 km., vadi içine uzantısı 3,5 km. ve alanı 7 km2 civarındadır. Diğer deltalar ise Fol Deresi’nin Vakfıkebir, Sera Deresi’nin Yıldızlı, Kalenima Deresi’nin Söğütlü, Yomra Deresi’nin Yomra, Yanbolu Deresi’nin Yalıboyu, Karadere’nin Araklı, Küçük Dere’nin Aşağı Çavuşlu, Manahos Deresi’nin Sürmene ve Solaklı Deresi’nin Of yakınlarında oluşturdukları daha dar alüvyal düzlüklerdir.

İKLİM

Trabzon ili, kuzeydeki kutbi hava kütleleriyle, güneydeki tropikal hava kütlelerinin geçiş sahası üzerinde yer alır. Kışın, güneşim zahiri hareketlerine bağlı olarak, Tropikal Yüksel Basınç’ın güneye inmesiyle, genellikle kuzeyden gelip Anadolu yüksek kara parçası üzerine yerleşmiş bulunan Sibirya Antisiklonu’nun ve kuzeyde Doğu Avrupa üzerinde yer alan kutbi kava kütlelerinin etkisindeki bir konverjans sahası özelliği taşır. Ancak, yeryüzüne yakın kısımlarda, kış sıcaklıkları, kuzeyde Karadeniz’in varlığı ve kıyıya yakın mesafede set gibi uzanan Doğu Karadeniz Dağları’nın bulunuşu nedeniyle, aynı enlemlerdeki diğer sahalara göre oldukça ılıman hale gelir.

Yağışlar, kıyıya yakın alanlarda yağmur, orta ve yüksek kesimlerde ise genellikle kar şeklindedir. Yazın ise yeryüzüne yakın atmosfer bölümlerinde Azor Yüksek Basınç Alanı’nın uzantıları ve Basra Alçak Basınç Merkezi arasında gelişen kuzey sektörlü hava akımları ile Karadeniz üzerinden taşınan nemli kara kütleleri, kıyı kesiminde orografk yağışlara yol açmakta, zaman zaman yine kuzeyden sokulan serin hava baskınları ile soğuk cephe sağanak yağışları da sık sık görülmekte, yüksek seviyelerin soğuk hava damla durumlarında büyük kararsızlık ve önceden kestirilemeyen gelişmeleri ile bol yağışlar düşmektedir. Bölgede bu mevsimde ortalama sıcaklık 18,8°C civarındadır.

Bahar mevsimleri kış ve yaz arasında yumuşak bir geçişi sağlamakta ve bol yağmurlarıyla dikkati çekmekte, özellikle kıyıya yakın alanlar bu aylarda yoğun ekip-dikme faaliyetlerine sahne olmaktadır. İlkbahar mevsimi Mart ayından itibaren kendini göstermeye başlar, Nisan ve Mayıs aylarını içine alır. Bu mevsimde aylık ortalama sıcaklıklar 15 °C’nin üzerine çıkar. Sonbahar mevsimi ise yaklaşık üç aylık bir dönemi kapsar ancak Eylül ayı kısmen yaz, Kasım ayı da nispeten kış mevsimi özelliklerini taşır.

Aktüel basınç değerlerinin Trabzon için yıllık gidişine bakıldığında toplam 1011,1 mb’lık bir değerin olduğu görülür. Yaz aylarında basınç diğer aylara göre düşüktür, oysa kış aylarında yıllık ortalamanın üzerine çok az çıkar.

İlimizde rüzgar yönü frekansları, sahada etkili olan basınç merkezlerinin yıl içindeki hareketleri, yer şekli özellikleri ve Karadeniz’in etkisi altındadır. Karadan ve denizden esen meltem rüzgarları kuzey ve güney yönlü rüzgarların hakimiyetini hissetmektedir. Deniz kıyısına yakın kesimlerde güney ve güneybatıdan esen rüzgarlar daha etkilidir. Fön rüzgarları Şubat, Mart ve Nisan aylarında görülmekte ve yılda ortalama on iki günü bulabilmektedir.

Trabzon ilinde yıllık yağış miktarı ve yıl içindeki gidişi, sahanın Karadeniz’e cephe olması nedeniyle yağış şartlarının oluşumunda, hemen kıyıdan itibaren artan bir eğimle yükselen kara sathı ile Karadeniz’in sıcaklığa bağlı ilişkisi etkili temel faktördür. Yağış şartlarının kısa mesafelerde değişiklik göstermesi (mikroklima alanları) yöremizin önemli bir özelliğidir. Bu nedenle İlimizde gerek kıyı boyu ve gerekse iç kesimler arasında farklılıklar gösterir.

Yörede nisbi nem oranlarının yaz mevsiminde yüksek olduğu ve özellikle iç kısımlara doğru arttığı görülmektedir. Bu mevsimde Karadeniz kuzeyinden olan buharlaşmanın, havanın sakin olduğu zamanlarda kıyıya yakın kesimleri etki altında bulundurması ve zamanla güneydeki yüksek alanlarda oluşan alçak basınç merkezine doğru yönelen Meltem rüzgarları sayesinde, nemin doğrudan buralara taşınması nedeniyle, yayla alanlarında çoğu zaman öğleye kadar devam eden açık-berrak bir hava hali ardından vadiler boyunca yükselen su buharı, sahayı tamamen kaplamakta ve bazen günlerce çekilmemektedir.

DAĞLIK ALANLAR

Dağlık alanlar, Doğu-Batı doğrultusunda uzanmakta olup, Kuzeyinde Karadeniz kıyılarını gören yay gibi bir antiklinal ekseni oluştururlar. Bölgenin yüksek dağ karakteri, permiyen sonundan itibaren oluşan ve üst kretase sonuna kadar süren kara rejiminde ve üst Pliyosen’deki vertikal hareketler sonucunda teşekkül etmiş, Pleistosen’de son şeklini almıştır.

Doğu-Batı yönünde uzanan su bölümü hattının en yüksek bölümü doğudaki Haldizen Dağları’dır. Bu dağlar aynı zamanda Doğu Karadeniz Dağları’nın en yüksek bölümü olan Kaçkarlar’ın batıya doğru olan son uzantılarıdır. Üst Kretase yaşlı kayaçlardan meydana gelirler. Önemli yükseltileri; Demirkapı (3.376 m.), Kayışkıran (3.156 m.) ve Karakaya (3.139 m.) tepeleridir.

Buzul vadilerinden zirvelere doğru çıkıldıkça hemen her vadide dağılış gösteren yirmiye yakın, bazıları peş peşe birer gideğenle birbirine bağlı, alanları 100-1900 m2 genişliğinde değişen buzul gölleri yer almaktadır. Karagöl, Sarıgöl, Balıklı Göl ve Aygır gölleri en önemlileri olarak sayılabilir. Demirkapı, Sağ ve Multat dereleri kaynaklarını bu dağların Kuzey yamaçlarından alırlar. Her biri buzul vadilerine kurulu cılız akarsulardır. Yan dereleri almaya başladıkları yaklaşık 2000 m. seviyelerinden itibaren taşıma güçlerinin artmasıyla birlikte Kuzeye doğru flüviyal topoğrafya kendini iyice belli etmeye başlar. Solaklı Deresi’nin doğudaki önemli kolu olan Haldizen Deresi, Demirkapı, Sağ ve Multat derelerinin katılımıyla Kuzeyde 1.150 m. Seviyelerinde Uzungöl’e ulaşır. Buradan itibaren Solaklı Deresi adı altında devam ederek Karadeniz’e karışır.

Daha batıda yer alan Soğanlı dağlık kütlesi bir bindirme fayından itibaren aralarına üst kretase –eosen yaşlı riyolit ve porfiridasitlerin sokulduğu dasitik lavlardan meydana gelmiştir. Solaklı Deresi’ni oluşturan Büyük Dere ile Haldizen Deresi arasında ortalama 2.500 m. Yüksekliğinde çok geniş bir plato düzlüğü yer almakta, Soğanlı Dağları’nın alçaldığı bu kesimlerde kıyıyı iç kesimlere bağlayan Of-Çaykara-Bayburt karayolu geçidi bulunmaktadır. Su bölümü hattı batıya doğru Kemerlik Dağı (2.746 m.) ve Ziyaret Tepesi (2.850 m.) ile devam eder. Bu hat aynı zamanda Karadere’nin güneyindeki su bölümü çizgisini de teşkil etmektedir. Karadere’nin Yağmurdere koluyla birleştiği kesime doğru kuzeye girinti yapan su bölümü çizgisi, bu kolu içine alacak şekilde güneybatıya doğru uzanarak Değirmendere Havzası su bölümü hattına ulaşır. Karadeniz sahil yolundan güneye, Karadere boyunca ayrılan Araklı-Dağbaşı karayolu, bu bölgede Taşköprü civarında alçalan su bölümü hattından güneye doğru Gümüşhane’ye ulaşır.

Su bölümü çizgisi Değirmendere Havzası güneyi boyunca Kostan Dağı ( 2.582 m .) üzerinden Deveboynu (3.082 m .) ve Kolat Dağları’nı alçalan bir şekilde aşarak Zigana Dağları’nda bir omuz oluşturur. Burası, 2.000 m . seviyesi, Karadeniz kıyılarını iç bölgelere bağlayan önemli bir jeo-stratejik geçit olan Trabzon-İran transit karayoluna zemin oluşturur. Trabzon ili sınırları bu bölümde dağ zirvelerinden güneye doğru girinti yapmıştır.

Dağlık alanların batı kısmını Kalkanlı ve Horos Dağları oluşturmakta ve genel yükselti seviyesi giderek düşmektedir. Viran Kilise Tepesi (1.784 m.), Taşoluk Tepesi (2.420 m.), Ayeser Tepesi (2.423 m.) yayın batı kanadını, Kalkanlı Tepesi (2.193 m.) ise doğu kanadını meydana getirir. Bu yaya bütünüyle Kalkanlı Dağları adı verilir. Kuzeybatı-Güneydoğu yönünde uzanan Horos Dağları 10° – 15° lik eğime sahiptir. Değirmendere ana akarsuyuna güneybatıdan karışan Maçka Deresi, Çeşmeler Deresi adı ile kaynağını Taşoluk Tepesi’nin güney eteklerinden alırken, yeser Deresi, Horos Dağları’nın su bölümü hattından doğarak, kuzeye doğru derin olmayan “V” şeklindeki bir vadi ile Uçurum (2.349 m.) ve Ayeser tepelerini birbirinden ayırır. Bu dağlık kütlenin tamamı 2.000 m.’nin üzerindedir. Zirvelere yakın kısımlardan itibaren etkili olan akarsuların mekanik aşındırması dışında özellikle 2.400 m.’nin üzerinde yer alan konjelifraksiyon hakimiyeti vardır. Uçurum Tepesi’nin kuzey yamaçlarında eğimin yükselmesi dolayısıyla akarsuların mekanik tesirleri de artmıştır. İl sınırları bu bölgede yaklaşık 2.000 m. seviyelerinden geçer. Horos Dağları zirvelerinden batıya doğru giderek alçalan bu bölümü hattı Erikbeli Yaylası’na kadar devam eder.

TEPELİK ALANLAR

Dağlık kütlenin kuzeye doğru devam eden vadiler arası bölümleri giderek daralmış ve yan derelerle önemli ölçüde parçalanmışlardır. Bu nedenle tepelik alanlar, yükseltileri güneyden kuzeye doğru giderek alçalan komşu havzalarla olan su bölümü çizgilerini takip eder.

Doğudan batıya doğru başlıça tepeler olan Haldizen ile Karadere akarsuları arasındaki Mador Tepesi (2.742 m.), Polot Tepesi (2.880 m.), Ziyaret Tepesi (2.829 m.), Seslikaya Tepesi (2.117 m.), Gümüşki Tepesi (2.375 m.), Karadağ (1.946 m.), Oba Tepesi (1.951 m.), Güzelyayla Tepesi (1.945 m.) ve Yankaya Tepesi (1.410 m.) havzaların iç kısımlarında, akarsu kolları aralarına doğru sokulan bir dağılış göstermektedirler. Batıdaki akarsu kollarının az oluşu, bu alanın daha az parçalanmasına neden olmuştur.

KÜTLE HAREKETLERİ

Trabzon ilinin Jeomorfolojik unsurlarından birisi de kütle hareketleridir. Bunlar büyüklüklerine göre heyelanlar, toprak akması ve soliflüksiyondur. Trabzon ilinin şekillenmesinde son derece önem taşıyan kütle hareketlerinin oluşmasının temel nedeni zeminin yapısıdır. Hakim materyaller olan lavlar ve tüfler bünyelerindeki yarık ve çatlaklarından dolayı az çok su geçirme özelliğine sahiptir. Yine yaygın halde bulunan tüfler büyük ölçüde gözenekler ihtiva ederler. Yörenin oldukça fazla yağış alması, sıcak ve nemli oluşu, kayaçların derinliklerine kadar ayrışmasına sebep olurken, genel yamaç eğimlerinin 25° – 30° nin üzerinde oluşu ve yıl içerisindeki belli aylarda alınan toplam yağışın uç değerlere yakın miktarlara ulaşması da kütle hareketlerini teşvik etmektedir. Günümüze kadar meydana gelmiş olan heyelanların en önemlileri; Çaykara-Ulucami (1929, 146 ölü), Sera (1949), Maçka-Çatak (1988, 63 ölü), Sındıran (1990) ile Karakaş ve Kavak heyelanlarıdır.

Toprak akmalarında örnek olarak Maçka’nın kuzeybatısındaki Ormanüstü Köyü’nün Maçka Deresi’ne bakan yamaçlarının eteklerindeki ve biraz daha güneyindeki sahaları verilebilir.

Yamaç Soliflüksiyonu ise en çok yüksek eğimli ve vadi yamaçları ile yayla ve mezralardır.

Muhteşem Tarihiyle Trabzon;
4000 yıllık tarihi geçmişiyle,
Roma ve Bizans dönemlerini yaşayan,
Fatih Sultan Mehmet’in Fethettiği, 
Yavuz Sultan Selim’in Valilik yaptığı,
Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu,
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün üç kez ziyaret ettiği şehir

Kent merkezi kuzeyde denizden, güneyde Boztepe’nin üzerine kadar düzgün olmayan teraslar halinde yükselir. Değirmendere, Kuzgundere (ya da Tabakhane) ve Zağnos dereleri yerleşimi güneyden kuzeye derin boğazlarla bölmüştür. Tabakhane ve Zağnos dereleri arasında kalan ve düzgün olmayan yüksek bir masa formundaki alan üzerinde, kentin bilinen eneski yerleşim kalıntıları tespit edilmiştir. İşte bu nedenle Trabzon adının eski Grekçe masa ya da trapez/yamuk biçimi karşılığı olarak “trapezos” kelimesinden geldiği görüşü ağırlık kazanmaktadır. Trabzon adına, Trapezos olarak ilk kez, Yunanlı komutan Kesnophon tarafından kaleme alınan, M.Ö. 4. Yüzyılda geçen olayların anlatıldığı “Anabasis” adlı antik kaynakta rastlanmaktadır.

İyon kökenli Miletoslular Batı Anadolu’dan sonra M.Ö. 7. Yüzyılda Karadeniz’e de gelerek kıyılarda koloni kentleri kurmuşlardır. Trabzon da, merkezi Sinop olan bu kolonilerin arasında sayılmaktadır ve birçok araştırmacı, kentin ilk kuruluşu olarak bu dönemi göstermektedir. Oysa Kolkhlar, Driller, Makronlar gibi yerli kavimler Trabzon civarında çok daha önceden beri yaşamaktaydılar.


Aynı yüzyılda Karadeniz Bölgesi Kafkasya’dan gelen Kimmerler ve onların ardından İskitlerin akınlarına uğramıştır. Ancak bu akımların kolonilerin kuruluşundan önce mi yoksa sonra mı olduğu konusu tartışmalıdır. M.Ö. 6. Yüzyılda ise Trabzon Perslerin egemenliğine girerek, Pont Kapadokyası adı verilen satraplık içinde kalmıştır.


Makedonya Kralı Büyük İskender M.Ö. 334 yılında tüm Anadolu’da Pers hakimiyetine son vermiştir. İskender’in ani ölümünden sonra oluşan karışıklık sırasında Pont satrabı II. Ariantes’in oğlu Mithridates, yerli halkın desteğiyle Karadeniz’de Pontus Devletini kurmuştur. Trabzon, M.Ö. 280 yılında merkezi Amasya olan Pontus devletinin sınırları içinde kalmıştır.


M.Ö. I. Yüzyılda batıda güçlenen Romalılar Anadolu’yu da işgal etmeye başlamışlardır. Roma kralı Pompeius’un Pontus Kralı V. Mithridates’i Kelkit vadisinde bozguna uğratması üzerine Pontus Krallığı dağılmıştır. Böylece Trabzon , M.Ö. 66 yılında Roma yönetimine girmiştir. Roma’da Avgustus’la birlikte M.Ö. 27 yılındanitibaren imparatorluk dönemi başlamıştır. Avgustus’un idari düzenlemesi sonucu Trabzon, Pontus Polemoniacus adı verilen vasallık içinde yer almış, İmparator Tiberius zamanında (M.S. 14-37), diğer bir idare bölüm olan Kapadokya Eyaleti sınırları içinde kalmıştır. İmparator Nero döneminde ise (54-68) serbest kent olma ayrıcalığına kavuşturulmuştur. Trabzon bu dönemde “ünlü” ve “zengin” kent tanımlamasıyla tarihçilerin kitaplarında yer alır. Roma İmparatorluğunun doğu sınırının savunmasına önem veren Vespasian zamanında (69-79) Trabzon, Kapadokya -Galatya Eyaletine dahil edilmiştir.


Ünlü Roma İmparatoru Hadrian Döneminde (117-138) tüm imparatorlukta olduğu gibi Trabzon’da da önemli imar etkinliklerinde bulunulmuş, birçok dini ve askeri binalar ile yollar, su kemerleri ve yakın zamana kadar kalıntıları görülebilen yapay bir liman inşa edilmiştir Hadrian’dan sonra Trabzon’un parlak dönemi sona ermiş, 244 yılında para basma yetkisi elinden alınmıştır. Roma Döneminde basılan Trabzon sikkelerinin ön yüzlerindeRoma İmparatorlarının büstü olmakla birlikte, arka yüzlerinde Pontus Krallığı döneminden beri süregelen kendi mitolojik figürlerine yer verilmiş ve Grekçe yazı kullanılmıştır.


Trabzon, 276 yılında tüm Doğu Karadeniz Bölgesine akınlar yapan Gotların saldırısına uğramış, bu saldırıda tüm kent yakılıp yıkılmıştır. Roma İmparatorluğunun son dönemlerinde 4. Yüzyılın başında Diocletian Maximian, Constantinius ve Galerius’tan oluşan dörtlü idare zamanında Trabzon’da yeniden bir takım imar etkinliklerinde bulunulduğunu Trabzon Müzesindeki Latince bir kitabeden anlıyoruz.


Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrılınca Trabzon, merkezi İstanbul olan Doğu Roma / Bizans İmparatorluğunun sınırları içinde kalmıştır. Bizans İmparatoru Justinianus (527-564) Trabzon’da kent surlarını restore ettirerek yeni bir imar etkinliğini başlatmıştır. Heraclius zamanında (610-641) imparatorluk askeri bölgelere ayrılmaya başlanmış, Trabzon, Teophilos zamanında (829-842) kurulan Khaldia Temasının merkezi olmuştur.

Müslüman Araplar 8. Yüzyılın başlarından itibaren Anadolu’ya düzenledikleri baskınlarda Doğu Karadeniz ve Trabzon’a gelmişlerdir.


Bizans İmparatorluğunun 1204 de IV. Haçlı seferleriyle gelen Latinlerin eline geçmesi üzerine, imparator I. Andronikos Komnenos’un İstanbul’dan kaçan torunları Alexios ve David, Gürcü Kraliçesi Tamara’nın da yardımıyla Trabzon’da 1204 yılında bağımsız olarak Komnenos Krallığını kurmuşlardır. Anadolu Selçukluları ile evlilik bağı oluşturarak ve vergi ödeyerek siyasi varlıklarını sürdürebilen Komnenos Krallığı, I. Manuel Komnenos zamanında (1238-1265) en parlak dönemini yaşamıştır. Gümüşhane’deki gümüş madenlerinin etkisiyle de ekonomik olarak güçlenen Manuel I’in sikkeleri üzerinde “en mutlu” ünvanı yer almaktadır.

I. Bayezid’in 1398 de Samsun yöresini almasından sonra Trabzon Komnenos Krallığı Osmanlı Devletine yıllık vergi ödemek zorunda bırakılmıştır. David Komnenos, iktidarı döneminde (1458-1461) vergi ödemeyi durdurarak, önceden ödediklerini de Akkoyunlu Devleti Sultanı Uzun Hasan aracılığıyla geri istemiş, Osmanlılara karşı Avrupa’daki büyük devletlere ittifak önerisinde bulunmuştur. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet’in öncülüğündeki Osmanlı Kuvvetleri Bölgeyi kuşatarak, 1461 yılında Trabzon’u ele geçirmiş ve Komnenosların egemenliğine son vermiştir.

Trabzon, Osmanlı Döneminde önce eyalet ve sancak olarak şehzade ve mutasarrıflar tarafından idare edilmiştir. İlk sancak beyi Hızır Bey’dir. 1470 yılında sancak beyliği küçük yaşta Şehzade Abdullah’a verilmiş; Abdullah, annesi Şirin Hatunla birlikte 1479 yılına kadar Trabzon’da yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim de şehzadeliği sırasında (1491-1512) Trabzon’da Sancak Beyi olarak bulunmuş, sonradan Kanuni ünvanı alacak olan oğlu Sultan Süleyman burada doğmuştur.

Trabzon 16. yüzyılda, merkezi Batum olan Lazistan Sancağı ile birleştirilerek eyalete dönüştürülmüş ve bu yeni idari birimin merkezi olmuştur. 1867 yılında Trabzon’da büyük bir yangın çıkmış, bir çok kamu binası da bu sırada yanmış ve kent daha sonra yeniden düzenlenmiştir. 1868 yılında vilayet olmuş, merkez sancağı dışında Lazistan, Gümüşhane, Canik Sancakları da buraya bağlanmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, Ruslar Trabzon’a saldırır (14 Nisan 1916). Trabzonlulardan oluşan vurucu güçler (Milis), bu saldırı sırasında gerilla savaşı verirler. Bu sıralarda, cepheye gönderilmek üzere Hamidiye Zırhlısının desteğinde Trabzon Limanına gelen cephane Trabzonlu gençlerce büyük bir heyecan içinde boşaltılıp Maçka’ya taşınır.

Çaykara’da Sultan Murat Yaylasında (10 Haziran 1916), Of’ta Baltacı, Arsin’de Yanbolu Derelerinde Ruslara karşı başarılı savaşlar verilmiş, ancak o yıllardaki koşullar altında düşmanın Trabzon’a girmesine engel olunamaz ve Ruslar 14 Nisan l916 yılında Trabzon’a girer. Rusların Trabzon’da kaldığı bir yıl, on ay, on günlük süre içinde özellikle Rumlar ve Ermeniler, yerli halka büyük işkenceler yaparlar; sayısız insan öldürürler.
 

1917′de Rusya’da “Bolşevik Devrimi” olur, Çarlık Yönetimi yıkılır. Bunun üzerine Rus ordusunda büyük bir panik başlar. Bu Rusların Trabzon’dan çekilmesine de yol açar. Öte yandan, batıdan doğuya doğru kayan ve Karadağ’da toplanan Türk Çeteleri, Akçaabat’a inerek Yüzbaşı Kahraman Bey’in komutasında üç koldan Trabzon’a doğru yürürler ve 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon’a girer.

Ulu Önder Atatürk, Cumhuriyet döneminde Trabzon’a üç kez gelir; 1924, 1930 ve 1937 yıllarında, ilk geldikleri 15 Eylül 1924 günü, Trabzonlularca “ATATÜRK GÜNÜ” olarak kabul edilir ve bu kendisine bir telle bildirilir.

ESKİ TRABZON 
 

FETİH (26 EKİM 1461)

Fatih Sultan Mehmet tarafından 1453 yılında İstanbul'un fethedilip Bizans imparatorluğunun yıkılarak Osmanlı İmparatorluğu'nun yaratılması ile doğu sınırlarının da güvence altına alınması açısından zorunlu bulunan Trabzon'un fethi için gerekli hazırlıklar yapılarak donanma ve kara ordusu Trabzon'a hareket etmiştir. 1461 yılında, bizzat Fatih'in komuta ettiği ordu tarafından kuşatılan Komnenos Krallığı'nın başkenti Trabzon, kuşatmaya uzun süre dayanamayarak teslim oldu ve böylece Türklerin egemenliği altına girdi.
 

Trabzon'u da ele geçirerek Osmanlı İmparatorluğuna katan Fatih, birkaç gün şehirde kaldıktan sonra Gelibolu Sancak Beyi Kazım Bey'i Trabzon valiliğine atayarak kentten ayrıldı. Bir süre müstakil sancak olarak idare edilen Trabzon II. Bayezid'in oğlu Yavuz Sultan Selim'in sancakbeyi olarak atanmasından sonra "şehzade şehri" unvanını da kazanmış oldu.
 

1487 yılında Yavuz Sultan Selim'in vali olarak atanmasıyla birlikte kentte imar faaliyetleri de hız kazandı ve 1515'de annesi Gülbahar Hatun adına Hatuniye Camii ve külliyesi yapıldı. Osmanlı İmparatorluğunu hemen her açıdan zirveye taşıyan, batılılarca da "Muhteşem Süleyman" olarak adlandırılan Kanuni Sultan Süleyman 1495'de Trabzon'da doğdu. 15 yaşına kadar çocukluğunu Trabzon'da geçiren ve ilk eğitimini burada alan Kanuni'nin padişah olmasından sonra Batum ile birleştirilen Trabzon bir eyalet merkezi haline getirildi.


BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞLARI SIRASINDA TRABZON

Birinci Dünya Savaşının en ağır darbesini gören illerden biri de Trabzon'dur. Ruslar Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan edip, 1 Kasım 1914'den itibaren doğu hududunu aşarak Türk topraklarında ilerlemeye başladı. Doğu Karadeniz kıyılarını alıp, Anadolu'yu ele geçirmeyi hedefleyen Rus orduları karşısında, Türkiye 3 Kasım'da Almanya yanında savaşa katıldı ve 14 Kasım'da Cihad-ı Mukaddes ilan etti.

Rus savaş gemilerinin Karadeniz limanların bombardıman etmesi ile de Trabzon ateş çemberi içine düşmüş oldu. Nitekim 17 Kasım 1914'te yirmi üç parçalık bir Rus donanması Trabzon'u bombardıman ederek büyük tahribata ve can kaybına sebep oldu.

Bombardımanlar birbirini kovaladı. Trabzon 8 Şubat ve 11 Şubat 1915'te Rus bombardımanı ile büyük ölçüde tahrip oldu, 1000'den fazla insan öldü. Ruslar 23 Ocak 1916'dan itibaren kıyı saldırılarını yoğunlaştırdılar. 17 savaş gemisinin desteklediği bu saldırılar sonunda birliklerimiz geri çekilmek zorunda kaldı. Bu sırada savaş gemimiz Yavuz Trabzon'a geldi. 32 ağır makineli tüfek, bir batarya, dağ topu ve bazı askeri levazımat ile Kafkasya cephesinde kullanılmak üzere iki uçak getirdi.  İstanbul'dan istediği yardımı alamayan 3. Ordu Komutanı Kamil Paşa, birliklerini Ilıca'ya doğru geri çekince 16 Şubat 1916'da Ruslar Erzurum'u işgal etti.

TRABZO’UN İŞGALİ :

Rus kuvvetleri, donanmanın desteğini de alarak 24 Şubat 1916'da Rize'yi işgal ettiler. Of sınırına dayanan Ruslar karşı Baltacı Deresi'nde yöre halkından oluşan kuvvetlerle askeri birliklerimiz kahramanlıklarla dolu savunma yaptılar.

Rus ordusunu 22 gün 22 saat direnen Trabzon halkı, düşmanın denizden ve karadan saldırılarının yoğunlaşması ve bu arada hiçbir yerden destek gelmemesi sonucu geri çekilince, 15 Mart 1916'da Of İlçesi düşman eline geçti.

Daha sonra Sürmene işgal edildi ve düşman Trabzon kapılarına dayandı. 18 Nisan 1916'da Trabzon Rumlarından bir heyet, Türklerin 15-16 Nisan'da şehri boşalttığını işgal kuvvetleri komutanı General Lyhkov'a bildirerek kendisini şehre davet etti. Azınlıkların seviyesiz çılgınlıkları ve karşılama törenleriyle Erzurum Caddesinden Belediye Meydanına giren işgal kuvvetleri şehri teslim aldı. Trabzon'un acı dolu esaret ve muhacirlik günleri başladı. Göç edemeyerek şehirde ve köylerde kalan Müslüman halka büyük işkenceler yapıldı. 

Özellikle yerli Rumlar ve Ermeniler adeta katliama ve yağmalamaya giriştiler. Değerli eşyalar, kültür ve sanat eserleri sandık sandık Rusya'ya götürüldü. Girilmedik ve yağmalamadık yer bırakılmadı. Düşmanla Kahramanca savaşarak hain Rum ve Ermeni çetelerini Trabzonlu yiğitler temizledi.

TRABZON’UN KURTULUŞU: 

1917'de Rusya'da Bolşevik ihtilali olunca, Rus ordusunda büyük bir panik başladı. Geri çekilmek zorunda kalan Ruslarla, 18 Aralık 1917'de Erzincan Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya Ermeniler uymayıp, Türkler aleyhinde katliamlara girişince, Ordu Komutanı Vehip Paşa'ya ileri harekat emri verildi. 11 Şubat 1918'de genel hareket emrini alan ordumuz, bir koldan Kafkasya üzerine ilerlerken, diğer koldan Trabzon'lu Albay Hamdi Bey (Pirselimoğlu) komutasındaki 37. Tümen; Giresun'dan 123. alay ile takviye edilerek Trabzon üzerine yola çıktı. Bölgedeki çeteleri de temizleyerek ilerleyen birliklerimiz 14 Şubat 1918'de Vakfıkebir'i, 18 Şubat 1918'de Akçaabat'ı geri aldı. Birkaç gün içinde çevreyi düşmanlardan temizleyen birliklerimiz 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon'a girdi. 

Trabzon'un ve Trabzon'lunun 2 yıla yaklaşan esaret ve muhacirlik çilesi sona erdi. Osmanlı Devleti, Brest-Litovsk Anlaşması ile doğudaki topraklarını istiladan kurtardı. Ancak Trabzon, kurtuluşun sevincini tadamadı. Zira hicretten dönen halkı harabeye dönen Trabzon'da yoksulluk ve sefalet bekliyordu. Buna rağmen yüzyıllarca önce Türkler tarafından camiye çevrilmiş olan eski kiliseler de namaz kılınması yasaklandı ve binalar Rumlara verildi. Türk matbaalarından yararlanarak "Trapezuntsıy Veyenny Lisok (Trabzon Askerî Gazetesi)" adında Rusça bir gazete çıkarıldı. Bu gazete 1916-1917 yılları arasında Rusça dört ay boyunca yayımlandı. Bu dönemin en kötü olayı, Rusların vilayet arşivini imha etmeleri olmuştur.
 

arıhaber